Ana Sayfa SAĞLIK + MUTLULUKBEDEN Adaptojen mi, o da ne?

Adaptojen mi, o da ne?

yazan Hypnoskop

Wellness dünyasında en çok kullanılan sözcüklerden olmaya aday adaptojenler, yurtdışında şimdiden smoothie-barların, ek-besin markalarının gözdesi. Yakın zamanda Türkiye’de de adının çok daha sık kullanılacağından emin olduğumuz adaptojen bitkilerin bir kısmına zaten aşinayız. İnsan vücudundaki etkileri en eski uygarlıklarca bile bilinen bu gizemli bitkileri, diğerlerinden ayıran özellikler neler? Gelin birlikte inceleyelim.

Adaptojenler, temel olarak bedenimizin stresin tüm çeşitlerine karşı daha dayanıklı olmasına yardımcı olabilme yeteneğine sahip bitkilerdir. Geleneksel Çin Tıbbı ve Ayurveda gibi antik tıp bilimlerinin bin yıllardır güvenli bir biçimde kullandığı bu bitkilerin, kiminin yaprakları kiminin ise kökleri tüketilir. İsmini de zorlu doğa koşullarına adapte olabilmek yani uyum sağlayabilmek için geliştirdikleri antioksidan özelliklerinden almışlardır. Adaptojenler, en yalın anlamıyla strese uyum sağlayabilenler, dayanıklılık geliştirebilenler anlamına gelir. Bizim içinse tüketildikleri takdirde aynı etkinin gözlemlendiği bitkilerdir. Son bilimsel çalışmalar 70’ten fazla adaptojen bitki tespit etmiştir.

Peki, stresin türü tek midir? Uzmanlar stres çeşitlerini temel olarak üçe ayrılıyor: Fiziksel, biyolojik ve kimyasal. Adaptojenlerin çalışma biçimi ise temel olarak stres karşısında reaksiyon veren endokrin bezlerimizi -deyim yerindeyse- “hacklemek”. Stres kaynağına maruz kaldığımız andan itibaren bedenimizde temel olarak 3 tip reaksiyon gerçekleşiyor:

  • Alarm durumu
  • Stres faktörüne direniş
  • Yorgunluk safhası

Bir örnekle açıklayacak olursak; egzersiz olarak ağırlık çalışması yaptığımızda vücudumuz stres kaynağını beyne bildiriyor (alarm durumu). Adrenal bezlerimize emir veren beyin sayesinde adrenalin hormonu stres faktörü karşısında direnişi sağlıyor. Bu şekilde ağırlık çalışmaya devam edebiliyoruz;  hatta kendimizi oldukça enerjik hissediyoruz. Ta ki yorgunluk safhasına geçene kadar… İşte adaptojenler bu geçiş süresini esnetiyor.

Adaptojenlerle ilgili yapılan çalışmalarda bu özel bitkilerin:

  • Sinir ve sinir uçlarını koruyucu,
  • Yorgunluk azaltıcı,
  • Antidepresan,
  • Merkezî sinir sistemini uyarıcı etki gösterdiği ortaya konmuş.

Harika değil mi?

Adaptojen Bitkilerden Bazıları

Ashwagandha: Latince adı Withania somnifera olan, Hint ginsengi olarak da bilinen Ashwagandha, tıbbî özellikli Ayurvedik tedavi bitkilerinden biridir. Bitkinin kökü toz haline getirilir ve belirli dozlarda dâhili olarak tüketilir. Hakkında yapılan bilimsel araştırmalar, geçtiğimiz yıllarda artmış olsa da diğer ilaçlarla etkileşimleri için halen daha çok araştırmaya gereksinim var. Kanıtlanmış bilimsel etkileri arasında ise kan şekerini düşürmek, kanser önleyici etki, kortizol yani stres hormonu seviyesini düşürme, depresyon belirtilerini azaltma, erkeklerde üreme kalitesini artırma ve testosteronu yükseltme, kas kitlesi vedayanıklılığını artırma, enflamasyonu giderme, trigliseritleri düşürme ve hafızanın güçlenmesine yardımcı olmak var.

Cordyceps: Latince ismi Cordyceps Militaris, aslında tıbbî özellikli bir mantar türüdür. Yaşamını oldukça ilginç bir biçimde, bazı sürüngen böceklerin gövdesinin içinde yayılarak sürdürür; yani aslında bir parazittir. Çoğunlukla içinde yaşadığı canlının şeklini alır. Bu oldukça ilginç yaşam formu üzerine yapılan araştırmalarda görülüyor ki, cordyceps mantarı tüketmenin faydaları saymakla bitmiyor. Cordyceps;  moleküler düzeyde vücudun enerji kaynağı olan ATP (adenozin trifosfat) üretimini artırır, bu sayede kasların ihtiyacı olan enerjiyi de arttırmış olur. Yaşlanmaya bağlı hafıza zayıflığı ve cinsel dürtü kaybının önüne geçerek, serbest radikal hasarına karşı hücreleri korur. Aynı zamanda akciğer, kolon, cilt ve karaciğer kanserini engelleyici özellikler de barındırır. Üstelik tip-2 diyabete karşı vücudu korur.

Ginseng: Adaptojen olduğunu bilmeden de adını sıkça duyduğumuz bir bitkidir Ginseng. Kore Ginsengi ve Amerikan Ginsengi başta olmak üzere pek çok türü vardır. Ginsengin bilimsel olarak kanıtlanmış etkilerinden en önemlisi antienflamatuar; yani yangı-giderici oluşudur. Özellikle Kırmızı Kore Ginsenginin yapılan çalışmalarda spor kondisyonunu artırdığı, enflamasyona bağlı egzamayı rahatlattığı, menopoz sonrası dönemdeki kadınların maruz kaldığı oksidatif stresi azalttığı kanıtlanmıştır. Ginseng, belki de üzerine en çok bilimsel çalışma yapılmış adaptojen bitkilerden biridir. Bu çalışmalara Ginsengin beyin üzerindeki etkisi de dâhildir. 200-300 mg arası Panax Ginseng özütünün, 10 dakika gibi kısa bir süre içinde beyinsel aktiviteyi artırdığı, hafızayı ve bilişsel aktiviteyi güçlendirdiği yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Ginsengin bir başka gücü de erkeklerde görülebilen sertleşme problemlerinin önüne geçebilmesidir. Ginseng; kandaki nitrik oksit miktarını artırır, nitrik oksit, dolaşım sistemimiz için olmazsa olmazdır. Dolaşım sisteminin bu şekilde normal seviyeye yükseltilmesi ereksiyon problemlerini de ortadan kaldırabilmektedir.

Astragalus: Aynı zamanda Çince adıyla Huang qi olarak da bilinen bu bitkinin kökü binlerce yıldır Geleneksel Çin Tıbbı tedavilerinde kullanılmaktadır. Astragalus hakkında en çok çalışma onun anti-kanser ve anti-viral etkileri üzerine yapılmıştır. Halen daha pek çok araştırmaya ihtiyaç olsa da yapılan çalışmalar astragalusun sağlığımız üzerinde oldukça etkili olduğunu, kemoterapi sonrası ve hatta HIV pozitif hastaların dahi şikayetlerini rahatlattığını söylemektedir.

(Kaynak: US National Center for Biotechnology Information, Healthline)

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Hypnoskop - En iyiyi yaşamaya başlayın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et

error: İçerik korunmaktadır !!