Ana Sayfa GÜNCEL İlkbahar

İlkbahar

yazan Seda Yörenç

Eskiden sevmezdim ilkbaharı,

ne yaza vuracak aşk ihtimali,

ne de tomurcuklanan yaprakların rengi o derece romantik hisler oluşturmazdı içimde.

Yazı da sevmediğimi sanırdım,

sonbaharın hissettirdiklerinin aksine, yaz mevsiminin büyük kıpırdanış hissiyatı uygun değildi aslında tembel halime.

Kış olmalıydı, bir pencerenin ardından lapa lapa karı seyrettiğimde içimde yazda havalanmayan kelebekler renklenirdi.

Zaman geçti.

Duvarlara çarpıldıkça fark ettim varoluşumla savaşlarımı, sevmediklerimin kaçışlarım olduğunu.

İçimde kıpırdamak isteyen kızı ilkbaharda döve döve oturttuğumu,

Aslında renklerini ne kadar sevdiğimi ama görmenin bana acı verdiğini…

Her şeyin bir zamanı var;

bazen kararlar alıyoruz,

her şeyi yıkabilmek adına, güçlü sözler veriyoruz.

Belki kendimizi ve hatta yanımızdakileri inandırıyoruz

ancak

büyük çarpışma olana değin yanılgılarımız.

Zaman…

Tünelin içindeyiz işte,

duvarları seyrederek ve hatta sürtünerek içinden geçtiğimiz sanrı…

Le mur…

Sartre;

Belki bir kez daha okunmalı, akılda kalanlarla değil, farkındalıklarla bir kez daha yüzleşmeli varoluşun dehlizleriyle.

Duvarların önünden, ardından, içinden geçerken yaşadığımız bulantıyı tam da yüzümüze çarpma pahasına…

İç yasamız olarak hesapladığımız her şeyi varoluşun karşı konulamayan asıl yasaları ile bir kez daha çarpıştırmalı belki de,

ölüm karşısında en yakınımıza bile, gerçek sandıklarımıza rağmen nasıl ihanet edebileceğimizi tam da şimdi bir kez daha anlamak lazım.

İlkbaharı da nasıl sevdiğimi anlamak için belki de tüm bunlar.

“Ne zaman öleceğimizi bilseydik eğer…” ile başlayan ve sonunu hepimizin farklı cümlelerle dolduracağımız sorular…

« Je prenais tout au sérieux, comme si j’avais été immortel. »

Ah işte o cümle…

Pablo…

Cümledeki gibi ben de

“Her şeyi ciddiye alırdım sanki ölümsüzmüşüm gibi…”

Oysaki hala alıyorum;

gülümsüyorum buna.

Ne çok özlemişim ben ilkbaharı…

Ama,

bu kez hüzünlü gelip geçmesine gönlüm razı değil!

Tadına vara vara;

ıslak bir iskelede,

şarabın ağzımda bıraktığı tadı hissetmeyi öğrenirken,

var olma sancısını iliklerime kadar hissederken,

yenilgiden keyif alıp,

kendimden sıyrılıp,

yazabilmek de varmış…

Ne çok zaman geçmiş.

Ne çok duvar yıkılmalıymış,

ben ayları sevene dek…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Hypnoskop - En iyiyi yaşamaya başlayın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et

error: İçerik korunmaktadır !!