Ana Sayfa GÜNCEL Bir “Kadın” Olarak Kendini Gerçekleştirebilme Üzerine

Bir “Kadın” Olarak Kendini Gerçekleştirebilme Üzerine

yazan Uğuray Varlı

“Kadın olmak” denince, yüzyıllardır değişik formlarda ve farklı gerekliliklerle önümüze sürülen bir kavram zihnimizde belirmeye başlıyor. Kültürler boyunca, sınırları birçok zaman keskince çizilerek ne yapması ya da ne yapmaması, nasıl olması veya olmaması gerektiği tartışılan “biz” kadınlar; günümüzde yalnızca kadın olmamızdan kaynaklanan engellere takılmaya devam ediyoruz. Yine de artık günümüzde daha net bir duruş sergilediğimizi söylemek asla yanlış olmayacaktır.

 Tarih boyunca çocuk bakmakla yükümlü görülen, sadece ev hayatında var olma hakkı tanınan, yükselişteki yolu feragatlerinden geçen, kolayca günah keçisi ilan edilen, erkek egemenliği altında gölgede kalan ve kendi gücünü keşfetmesinden korkulduğu için hep ona sunulan hayatı yaşamak zorunda olanlar kimlerdi? Elbette, biz kadınlardık. Şimdi ise dünyanın düzenini değiştiriyoruz; kendimizi gerçekleştirmek kurulan bir hayalden, ulaşılması mümkün bir hedefe dönüştü!

Kadınlar olarak hayattan beklentilerimiz, isteklerimiz, amaçlarımız, korkularımız, özlemlerimiz, hedeflerimiz farklı olsa da kendimizi gerçekleştirme arzusu bizleri ortak paydada topluyor. Peki kendini gerçekleştirmek nedir? Bu nasıl mümkün olur? Kendini gerçekleştirmek (Self Actualization) kavramı, Abraham Maslow’un ortaya attığı, beş basamaklı ihtiyaçlar hiyerarşisinde en tepede yer alır ve ancak diğer dört basamak sağlanırsa gerçekleştirebilir.

Maslow’un ihtiyaçlar piramidinin ilk basamağında kişinin fizyolojik ihtiyaçları yer alır. Bu basamak en temel yaşamsal ihtiyaçları (yemek, susuz kalmamak vb.) barındırır. Temel ihtiyaçlarını karşılayan kişiler bir üst basamağa geçerler ki bu da güvenlik ihtiyacıdır. Dış tehlikelerden sizi koruyacak bir yaşam alanınız varsa bu basamak da tamamlanmış demektir. Üçüncü ve dördüncü basamaklar ise sevme/ait olma ihtiyacı ile öz değer ihtiyacıdır. Bakım verenden arkadaşa kadar sevildiğini bilen, sevebilen ve sevgiye doyan insanlar bir sonraki basamağa, yani öz değer basamağına geçerler. Bu basamakta sosyal hayatta sevilen bizler saygı, iktidar ve başarı gibi daha çok toplumsal yaşamda hayatta kalmamızı sağlayacak güçleri kazanmak isteriz. Tüm bu basamaklara tik attıktan sonra da zirveye, yani kendini gerçekleştirme konumuna geliriz.  Bu konumda kişi kendine bir ayna tutar ve önyargısızlık, adalet, somut algılama becerisi, yaratıcılık, empati gibi değerlere sahip olup olmadığını keşfeder.

 Kendini gerçekleştirme kavramının önemi sınırsızlığından gelir. Şunu yapmalısın/yapmamalısın, böyle olmalısın, şöyle olmalısın, bu kaidelere uyarsan başarılı olursun/olamazsın gibi eril hâkimiyetinin gizli baskısını hissettiğimiz sınırlara tabii değiliz. Burada temel nokta; hayatta belli amaçlarımızın olması ve bu amaçlara istediğimiz ölçüde ulaştığımızdan emin olmamız. Amacımız emekli olduğumuzda sakin bir sahil kasabasına yerleşmek, kendi işimizi kurmak, evlenmek, genç yaşta zengin olmak, hissettiğimiz cinsiyeti yaşamak veya hâlihazırdaki durumumuzu korumak olabilir. Milyonlarca varyasyonumuz var. Önemli olan koyduğumuz hedefe ulaştığımızda hissettiğimiz tatmin olmuşluk ve tamamlanmışlık duygusudur.

Tamamlanmışlık” diyoruz çünkü her insan geçmişi, mevcudu ve geleceğiyle tamamlanan bir yapboz gibidir. Tek bir parçası eksik kalırsa o yapboz tamamlanamaz.  Deneyimlerimiz kadar duygularımız da burada tamamlayıcı rolündedir. Elbette bu tamamlanma her zaman yalnızca bize bağlı değildir. Özellikle ataerkil toplumlarda bu tamamlanmanın gerçekleşebilmesi için her bireye eşit imkânların sunulması gerekir. Türkiye’de iş hayatındaki kadınların mevkii yükselişi yaşayamamalarının ve sabit kalmalarının sebebi “cam tavan” (glass ceiling) etkisidir. Cam tavan etkisinin üzerinde durduğu durum; şirketler veya kamusal kuruluşlarda çalışan kadınların mevkiilerinin büyük oranda sabitlenmesi ve erkekler gibi hızla yükseltilmemesidir. Neyse ki son yıllarda bu engeli teker teker aşan başarılı ve kararlı kadınlar hepimize örnek oluyor. Sanmayalım ki cam tavana sadece iş hayatında çarpıyoruz. Sosyal hayat için tam karşılığı olan bir terim olmasa da herhangi bir şekilde ulaşmak istediğimiz hedeflere engel olan üçüncü kişilerin de cam tavan etkisi yarattığını söyleyebiliriz.

Öte yandan tarih kitapları başarısıyla akıllara kazınmış kadınlarla dolu. Hepsinin alanı, özellikleri, yaşamları ve yaşadıkları dönemler farklı; ama hepsi kendilerine koydukları hedefe ulaşabilmenin doyumunu tatmışlardır. Afife Jale, Sabiha Gökçen, Yıldız Kenter, Marie Curie, Gabriel Chanel, Jeanne d’Arc, Eva Peron, Rosa Parks… Bu yolda türlü türlü zorluklardan, acılardan, baskılardan, kayıplardan geçtikleri düşünülürse her birinin “kendini gerçekleştirmek” olgusunu tatmış kadınlar olduğunu söyleyebiliriz.

 Peki, ama neden “kadın” olarak kendini gerçekleştirmenin üstünde bu kadar duruyoruz? Çünkü içine doğduğumuz dünyanın girmemiz gerektiğine karar verdiği rollerin yaratıcıları bizler değiliz.  Dolayısıyla kendini gerçekleştirmek istediği alanda gerçekleştiren kadınlar, kendi hayatının figüranı değil başrolü olmaya karar verenlerdir. O yüzden özgürlüğün anlamını kendini gerçekleştirmenin sınırsızlığı içinde iyi kavramış ve özümsemiş özerk bireyler ve kadınlar yetiştirmeliyiz. 

Medeni halinden dolayı mahalle baskısı gören bir kadının, arzu ettiği hayatı baskılara rağmen dik durması da bir kendini gerçekleştirme mevzusudur. Okuma yazma bilmeyen yaşlı bir teyzenin “El âlem ne der?” diye düşünmeyip okumayı öğrenmesi de bir kendini gerçekleştirme başarısıdır. Hayali evlenmek ve anne olmak olan genç bir kızın da kendini diğer örneklerden daha az gerçekleştirmediği aşikârdır. Kendini gerçekleştirme eyleminin belli bir tarifi ya da keskin hatları yoktur. Nasıl istiyorsanız öyle olabileceğiniz özgür bir sahne bu. Burası sizin sahneniz. Başrol de senarist de suflör de seyirci de sizsiniz.  Eğer anlattığınız hikâye sizi tatmin etmiyorsa, onu yeniden yazmak da arzu ettiğiniz gibi canlandırmak da sizin elinizde!

Bu yüzden kadın olarak kendimizi gerçekleştirmek istiyorsak, önce kendimizi biz sahiplenmeli ve kendimizin pusulası olmalıyız. Eleştiriye açık fakat yönetime kapalı bir sistem içinde kendi gerçekliğimizle barışarak olabildiğince en iyi versiyonumuz olmaya çalışırsak, inanıyorum ki başarı bizim için kaçınılmaz olacaktır.

Kendinizi gerçekleştirme adımlarınızı sağlamca atmaya devam ettiğiniz, tüm arzu ve hedeflerinizi gönlünüzce elde edebildiğiniz, sizi siz olmaktan alıkoyacak bütün engelleri yıkıp geçtiğiniz, hayal ettiğiniz hayat için verdiğiniz emeklerin tomurcuklanıp çiçek açısını izlemenin doyumuna vardığınız, harikulade bir geleceğe, hep birlikte…

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Hypnoskop - En iyiyi yaşamaya başlayın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et

error: İçerik korunmaktadır !!