Ana Sayfa SAĞLIK + MUTLULUKBESLENME Kahvenin Sağlık Üzerindeki Etkileri

Kahvenin Sağlık Üzerindeki Etkileri

yazan Fatih Arslan

Bu yaşa geldim, hala oturdum bekliyorum; biri de çıksın desin ki: “Kaymaklı ekmek kadayıfı sağlığa şöyle faydalı, böyle yararlı. Bir koca tabak yoğurtlu mantıdan daha iyi antioksidan yok, ayrıca zayıflamak istiyorsanız, bol bol üzerine halis muhlis tereyağı gezdirilmiş İskender yiyin!”. Varsa yoksa avokado, brokoli, brüksel lahanası ve adını doğru telaffuz edebilmek için ağır Latince tedrisatı gerektiren birtakım tahıllar, tohumlar…

Gün içerisinde tükettiğimiz gıdaların sağlığa etkileri üzerine medyada fikir beyan etmek konusunda kariyer yapmış profesörlerimiz, bu akademisyenleri canlı yayınlarda birbirine kırdıran televizyon programlarımız ve konu ile ilgili geniş mi geniş bir izleyici kitlemiz var. Açık konuşayım, yukarıda belirttiğim besin grupları üzerine (kadayıf, künefe, mantı vb.) müspet bir kanı açıklanmadıkça, tüm bu tartışmalar benim için fasa fisodan öteye geçmez. Ancak iş kahveye gelince, o konuda size biraz bilgi vermenin boynumun borcu olduğuna inanıyorum.

Kahvenin sağlık üzerindeki etkileri yıllardır süregelen tartışma konularından bir tanesidir. Kimi uzmanlar kahvenin müthiş sağlıklı bir içecek olduğunu söylerken kimileri zararlı olduğunu savunmaktadır. Bu makaleyi kaleme alırken ben, profesyonel bir kafeinman olarak, konuyu mümkün olduğunca tarafsız ele almaya çalıştım.

Standart bir fincan kahve içtiğimizde, doğal olarak, bize verdiği keyfin yanı sıra pek çok besin maddesini de bünyemize alıyoruz.

Tavsiye edilen günlük dozaja göre:

Vitamin B1: %2 TEGD[1]
Vitamin B2: %11 TEGD.
Vitamin B3: %2 TEGD.
Vitamin B5: %6 TEGD.
Magnezyum: %2 TEGD.
Fosfor: %1 TEGD.
Manganez: %3 TEGD.
Potasyum: %3 TEGD.
Folat: %1 TEGD.

Eğer bu oranlar gözünüze az gibi göründüyse, hepsini günlük kahve tüketiminizle çarparak tekrar hesaplamayı deneyin; hiç de azımsanmayacak değerlerden bahsettiğimizi açıkça göreceksiniz. İnsan vücudunun B vitaminini depolayamayıp sadece günlük tükettiği gıdalardan elde ettiğini de göz önüne alırsanız, yukarıdaki tablo sağlığımız açısından bambaşka bir boyut kazanacak.

Gelin bazı ana başlıklar ile kahvenin insan sağlığı üzerindeki etkilerine bir göz atalım:

  • Tip 2 diyabet riskini azaltıyor

Toplumda gün geçtikçe artan tip 2 diyabet rahatsızlığı, basit anlatımla vücudun ürettiği insülini kullanamaması olarak ifade edilebilir. Son derece ilginç bir şekilde düzenli kahve tüketen bireylerin bu hastalığa yakalanma riski çok daha düşüktür. Bazı araştırmalar düzenli kahve tüketen kişilerin, tüketmeyenlere oranla tip-2 diyabet olma ihtimallerinin %23-67 oranında daha düşük olduğunu göstermiştir.

  • Karaciğeri koruyor

Karaciğer vücutta onlarca farklı fonksiyona sahip olan önemli organlarımızdan birisidir. Aşırı alkol ve früktoz tüketimi gibi sosyal tetikleyicilere karşı son derece hassastır. Karaciğer hasarının son safhasına siroz denir. Günde 4 fincan ve üzeri kahve tüketenlerde siroz geliştirme riski %84 gibi ciddi oranda daha düşüktür. Yapılan araştırmaların gösterdiği bir diğer sonuç ise karaciğer kanseri riskinin kahve tiryakilerinde, içmeyenlere oranla %40 daha düşük olduğudur. Bu değerlere bakarak kahvenin tam bir karaciğer dostu olduğunu söylememiz mümkün.

  • Depresyondan koruyor

Depresyon artık milli sporumuz. Henüz bisiklete binmeyi öğrenmemiş yaştaki çocukların reçeteli antidepresan kullandığı bir dönemden geçiyoruz. Kapitalizmin körüklediği tüketim toplumu, ağırlaştırılmış çalışma hayatlarımız, hatta o afili kahve-kitap fotoğraflarını paylaşıp durduğumuz sosyal medya mecralarımız bile bizi adım adım depresyona sürüklüyor. İnstagram filtreleri ile resim kalitemiz artarken; toplumsal beklentileri karşılamaya yönelik üzerimizdeki ağır baskı, hayat kalitemizi her geçen gün düşürüyor. 2011 yılında Harvard Üniversitesinde yapılan bir çalışma, düzenli kahve tüketen kişilerin depresyona yakalanma riskinin tüketmeyenlere oranla %20 daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Yani rahatlıkla şunu salık verebiliriz: rahatla ve kendine bir fincan kahve koy.

  • İçeriğindeki kafein, beyin fonksiyonlarını artırıyor, metabolizmayı hızlandırıyor

Beynindeki nöral iletkenlerin kafein ile çalıştığını ve sabah ilk fincan kahvesini içmeden evvelki IQ’su ile içtikten sonraki IQ’su arasında net 80 puan fark olduğunu iddia eden arkadaşım var. Bu oldukça dramatik bir anlatım olmakla beraber, kafeinin beyin fonksiyonlarında düzelme, reaksiyon zamanı, uyanıklık ve genel bilişsel işlevde kısa süreli artışa neden olduğunu gösteren sayısız çalışma yapılmıştır. Kafein aynı zamanda metabolizmayı hızlandırarak, egzersiz performansını %11-12 oranında artırmaktadır. Ancak kafein toleransı bir mit değil, gerçeğin ta kendisidir. Düzenli kafein tüketimi bünyenin kafein toleransını arttırarak söz konusu bu etkilerin azalmasına, ya da istenen etkinin elde edilebilmesi için kafein tüketiminin arttırılması zorunluluğuna sebep olabilir.

  • Beyni koruyor, Alzheimer ve Parkinson riskini azaltıyor

Kafeinden en belirgin biçimde etkilenen hücrelerin beynimizdeki nöronlar olması sebebi ile, başlıca nörodejeneratif hastalıklar üzerinde de hatırı sayılır etkileri olması son derece doğal. Alzheimer hastalığı, en yaygın nörodejeneratif hastalıktır ve demansın önde gelen sebebidir. Araştırmalar, kahve içenlerde Alzheimer hastalığının gelişme ihtimalinin %65 daha düşük olduğunu göstermektedir. Parkinson ise beyinde dopamin üreten nöronların ölümünün neden olduğu, ikinci en yaygın nörodejeneratif hastalıktır. Kahve tiryakilerinin Parkinson hastalığı riski, kahve tüketim alışkanlığı sıfıra yakın bireylere oranla %32-60 daha düşüktür.

Her ne kadar ateşli bir kahve tiryakisi, kelimenin tam anlamı ile bir kafeinman olsam da kahvenin insan sağlığına etkileri konusunda da sizlere tarafsız bilgiler vermeyi kendime borç bilirim.

İşte bu yüzden, biraz da kahvenin insan sağlığına olumsuz etkileri konusunda birkaç kelam etmek gerekebilir:

  • Fazla kafein endişe bozukluğuna ve uykusuzluğa sebep olabilir.

Kahvenin uykusuzluğa sebep olması; iyi bir uyku çekmek isteyen kişi için olumsuz bir özellik iken, uyumaması gereken ve sabaha kadar araç kullanacak bir sürücü veya gece mesaisinde makine kullanacak bir işçi için hayat kurtarıcı olabilir. Üniversite yıllarınızı, vize-final öncesi sabahlamalarınızı hatırlayın: burnunuza mutlaka kahve kokusu gelecektir. Dürüst olun ve itiraf edin: o mis kokulu kutsal sıvı olmasaydı, sabahlara kadar uluslararası iktisat teorisi notlarınızın veya mimari projelerinizin üzerinde sabahlayabilir miydiniz?

Ortalama boy ve ağırlıktaki bir bünyede, bir fincan Türk kahvesinin içerdiği kafeinin sıfırlanması yaklaşık olarak 4-5 saat arası bir süre alır. Ancak bünyedeki kafein sıfırlanması da kafein toleransı gibi zamanla gelişen bir kavramdır. Günlük kahve tüketimi arttıkça, kafein toleransı artar, kafeinin bünyedeki sıfırlanma süresi de azalır. Misal şu an ben yoğun geçen mesaimin üzerine bu yazıyı, bir fincan mis gibi Ethiopia Yirgacheffe filtre kahvesi eşliğinde yazmaktayım. Ancak buna rağmen makale biter bitmez henüz bilgisayar kapanmadan koşa koşa eve gidip, kendimi kahve çuvalı gibi kanepeye atacağımı adım gibi biliyorum. Eğer ağır bir kahve tüketicisi değilseniz ve hedefiniz mışıl mışıl pamuk gibi bir gece uykusu ise, benden size tavsiye: kahve istihkakınızı öğleden önce kullanın.

Endişe bozukluğu ve çarpıntı sorunu olanlar için ise günde 3-4 fincanı geçmemeleri, gerektiği takdirde kafeini alınmış kahve tüketerek, kahvenin faydalı yönlerinden mahrum kalmamalarını önerebilirim.

  • Fazla kafein dehidrasyona (bünyenin susuz kalması) sebep olabilir.

1 birim kafein vücutta 9 birim su tüketir. Bu nedenle her şeyin en iyisini bilen eskiler, kahvenin yanında mutlaka bir bardak su da ikram ederler.  Kahve tüketimi çok yoğun olmayan kişilerde, bu durum spesifik bir sorun yaratmayabilir. Ancak yoğun kahve tüketimi durumunda, vücuttan eksilen su için takviye yapmak beden fonksiyonlarının sağlıklı devamlılığı için şarttır. Bir fincan Türk kahvesinin tüketmiş olduğu su miktarını bir büyük bardak su ile -çay, soda, kola gibi sıvılar dehidrasyonu önlemek konusunda etkili olmazlar- karşılamanız mümkündür.

Her şeyde olduğu gibi tüketim miktarı konusunu kontrol altında tuttuğumuz sürece faydalı yönleri, zararlı yönlerinden çok daha fazla. Bu faydalı özelliklerden en yüksek verimi almak için önerim; kahvenize şurup, krema gibi ilavelerden mümkün olduğunca uzak durmanız ve şairin dediği gibi kahveyi de kadın gibi, “sıcak” ve “sade” sevmeniz yönünde olacaktır.

Sağlıklı günler.

(Kaynak: Java Internal Medicine)


[1] Tavsiye Edilen Günlük Dozaj

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Hypnoskop - En iyiyi yaşamaya başlayın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et

error: İçerik korunmaktadır !!