Ana Sayfa GÜNCEL Öz Şefkatli Farkındalık: Kucak Dolusu Sevgilerin Hepsi Kendimize

Öz Şefkatli Farkındalık: Kucak Dolusu Sevgilerin Hepsi Kendimize

yazan Uğuray Varlı

Kendinize en son ne zaman şefkat gösterdiniz? Bu soru sizi şaşırttıysa doğru yazıdasınız. Son zamanlarda sıkça duyduğumuz, ama tam olarak hâkim olmadığımız bir kavram var. Başkalarına çokça benzetildi, kimi yanlış tanımlamalar yapıldı hakkında. Ancak bu yazıdaki niyetimiz, her zaman olduğu gibi size doğru bilgiyi sağlamak. Neyden mi bahsediyoruz? Tabii ki öz şefkat!

Dr. Kristin Neff tarafından ortaya atılan kavram ülkemizde de gün geçtikçe popüler hale geldi. Elbette bu durum bir tür bilgi kirliliğini de beraberinde getirdi. Konuyu netleştirmek adına, gelin öncelikle bu kirliliği temizleyelim.

Öz Şefkat –Self-Compassion-, üç temel bileşenden oluşur:

  • Öz Nezaket –Self Kindness-

İsminden de anlaşılacağı üzere öz nezaket; kendimize en sevdiğimiz arkadaşımıza davranır gibi sabırlı, anlayışlı ve nazik davranmamız anlamına gelir. Basit gelebilir ama hepimiz kendimize bazen o kadar acımasızca eleştiriler yapıyor, o kadar sert yaklaşıyoruz ki… Halbuki çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın derdine çare ararken ne kadar da özenli ve hassasız. Niçin kendimize de aynı nezaketi göstermiyor, bu çok önemli tavrı öz benliğimize fazla görüyoruz? Öz nezaket kişinin kendisine en zor anlarda arka çıkabilmesini, acısına nazikçe yaklaşabilmesini sağlar. Bu hatamızı görmemek veya aynı yanlışı defalarca yapmamıza izin vermek demek değildir. Kendimizle yüzleşirken yumuşak kalabilmek anlamına gelir.

  • Ortak İnsanlık Hissiyatı –Common Humanity

İnsan olma deneyimimiz bizim en temel ortak noktamız. Ve her insanın kusurları vardır. Ancak çoğumuz farkında olmadan, bu kusurların yalnızca bize ait olduğunu, zorlukların bir tek bizim başımıza geldiğini hissediyoruz. Böyle hissetmek de bizim kendimizi “anormal” algılamamıza ve nihayetinde de çevremizden izole etmemize sebep oluyor. Halbuki, hiçbir hayat dışarıdan göründüğü gibi değildir. Her insanın kendine has sorunları, yaşadığı zorluklar, düştüğü açmazlar olabilir. Bu bileşenin savunduğu da tam olarak bu gerçektir. Ortak İnsanlık Hissiyatı der ki, sen de herkes gibi insansın ve her insanın olduğu gibi senin de kusurların var. Bize göre bu duyguyu hepimize en iyi şu korona günleri anımsattı. İnsanlığın ortak deneyimi olarak tarihe geçen bu salgında dünya genelinde dil, din, ırk, cinsiyet fark etmeksizin aynı korku ve endişeleri taşıdık, aynı korunma yöntemlerini kullandık. Günlerce karantinada hep birlikte kaldık. Sıkıldıysak hep beraber sıkıldık. Her ne kadar bir an önce bu günlerin son bulmasını diliyorsak da ortak insanlık hissiyatının hepimiz için kalıcı olmasını arzu ediyoruz.

  • Bilinçli Farkındalık –Mindfulness– 

Öz şefkat gözünden bilinçli farkındalık, şu anda mevcut durumda ne varsa önce onu tanımamız ve kabul etmemiz gerektiğini belirtir. Yani anı o anda yaşamayı ve anlamayı savunur. Öfkeliysek ya da üzgünsek bu durumumuzu izleyip; kabul edip, duygumuzu yaşamayı ve durumu kabullenerek yola devam etmeyi öğütler. Yok saymak veya olan durumla savaşmak yerine sakinleşmek, durumu izlemek, analitik düşünme kabiliyetini yeniden kazanmak ve kendimizi en az yıpratarak çözüm üretmek… Size de çok daha sağlıklı geliyor, değil mi?

***

Bileşenleri öğrendiğimize göre, sırada bunları birleştirmek var.

Öz şefkat farkındalığı bize diyor ki; kendini tüm hatalarınla/doğrularınla, başarılarınla/başarısızlıklarınla öncelikle kabul et ve kendine kucak aç. Kendini her halinle sahiplen. Bir yönden kendini överken, diğer yanını görmezden gelmek; kendini yanlış kararların için sürekli suçlamak ne kadar sağlıklı? Peki kendinle bu iletişimin çevrenle iletişimini nasıl etkiliyor? Sağlıklı bir ruh halinin en belirgin özellikleri iç ve dış uyum, şefkat ve huzurdur. Maalesef zaman zaman bu uyum uyumsuzluğa dönüşüyor.

Peki en sevdiğimiz dostumuza gösterdiğimiz ilgiyi, şefkati, özeni kendimize neden göstermiyoruz? Neden kendimize karşı başkalarına olduğumuzdan daha acımasız yaklaşıyoruz? Bunun nedenlerinden biri motive olmak için eleştiriye ihtiyacımız olduğuna inanmak, bu şekilde kodlanmış olmak olabilir. Eleştiri yapıcı ve geliştirici olduğu sürece işe yarar bir araçtır. Ne zaman ki kişiyi kırmaya, üzmeye, yıpratmaya başlar; işte o zaman yapıcı yerine yıkıcı olur. Bu başkalarına yaparken de kendimize yaparken de böyledir. “Şunu bir dahaki sefere şöyle yaparsan daha iyi olur.” demekle “Çok kötü olmuş, şunu yapmayı bile beceremiyorsun.” demek arasında uçurumlar var, öyle değil mi? Dolayısıyla kendimizi tabi ki eleştireceğiz, ancak bunu kırıcı olmadan, şefkatli bir şekilde yapacağız. İnsan olduğumuzu unutmadan, hata yapabilme özgürlüğümüz olduğunu hatırlayarak yapacağız.

Haydi, şimdi kendimize kocaman sarılalım ve bu kucaklaşmayı ruhsal anlamda da günlük hayatımızın bir parçası haline getirelim. “Canım kendim!” deyip kendimizi sevmekle ilgili daha fazla okuma yapmak isterseniz, Sevgililer Gününde Önce Kendinizi Sevin! yazımıza göz atabilirsiniz. Sevgililer günü henüz yakın olmasa da, öz-sevgi zamansız. Sizi seviyoruz.

Sevgiyle Kalın!

             

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Hypnoskop - En iyiyi yaşamaya başlayın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et

error: İçerik korunmaktadır !!